Spiga

Notepad'in Sırları


Bilenler bilir, Notepad (diğer adıyla not defteri) windows içindeki küçük bir yazılım ama bazen çok iş görebiliyor. 26 Nisan 2007 tarihinde wolkanca' da Notepad'in güzel bir özelliğini anlatan şu yazıya rastladım. Ben bu özelliği bu sayede öğrendim ve oldukça beğendim. Belki sizlerin de işine yarayabilir:


"NOTEPAD’in iki özelliğinden bahsedeceğiz. Metin dosyalarını düzenlemek için ideal bir program olan NOTEPAD dosyanızın en son değiştirilme tarihini otomatik olarak dosyanın sonuna yazabilir. Böylece dosyayı Notepad ile her açıp kapattığınızda, bu işlemi yaptığınız tarih ve saati otomatik olarak sayfa sonunda görebilir, ‘ ben bu dosyayı en son ne zaman açmıştım’ sorularını sormaktan kurtulursunuz.

Bunu yapmak için bütün yapacağınız adı geçen metin dosyasının birinci satırına.LOGyazmak. Bu kodu gören Notepad sayfayı kaydettiğinizde son güncelleme tarihini otomatik olarak sayfa sonuna girecektir. Eğer Notepad belgenize böyle bir kod girmek istemiyor ancak dosyanın son güncelleme tarihini elle girmek istiyorsanız da Notepad’in size yardımı dokunacaktır. Bütün yapacağınız dosyayı kaydetmeden önce imleci bu tarih ve saati görüntülemek istediğiniz yere getirmek ve F5 tuşuna basmak. Bu tuşa bastığınızdaki saat ve tarih Saat:Dakika [boşluk] Gün/Ay/Yıl formatında otomatik olarak sayfaya girilecektir."


Belki küçük bir ayrıntı, ama benim gibileri için çok faydalı. Umarım sizlerin de işine yarar.

İnternette hız rekoru kırıldı



Image
Tokyo Üniversitesi'nde araştırmacılar hız rekorunu kırdılar; saniyede
9.08 gigabit veri aktarımı.



Tokyo Üniversitesi'nde çalışmalarda bulunan bir grup
araştırmacı iki günde iki kez internette hız rekoru kırdılar. Yüksek hıza
imkan tanıyan Internet2 ağında önce saniyede 7.67
gigabit'lik veri aktarımını standart iletişim protokolleri kullanarak
gerçekleştiren araştırmacılar ertesi gün protokolleri değiştirip 32.000
km'lik bir yol üzerinde saniyede 9.08 gigabit veri
aktarmayı başardılar. Kurallara göre elde edilen sonuçların rekor
sayılabilmesi için %10'luk bir artış sergilenmesi gerekiyor.

Buna karşın Internet2 konsorsiyumu yeni ağın kapasitesinin 100 Gbps
hızında olmasını planlıyor. Bunun anlamı da Matrix'in yüksek kalitedeki
sürümünün birkaç saniye içerisinde aktarılması demek. Mevcut Internet2
üzerinde bu işlem yarım dakika civarında, şu an kullandığımız internet
üzerinde ise geniş bant bir bağlantıda ortalama iki gün civarında zaman
alıyor.

Araştırmacılar rekor çalışmaları için IPv6 olarak bilinen yeni bir adresleme
sistemi kullanıyorlar. Internet2 projesi aralarında 200'den fazla Amerikan
üniversitesinin de yer aldığı, çeşitli şirketler, kurum ve kuruluşların
katılımıyla sürdürülüyor.
Detaylı bilgi için:
http://www.internet2.edu/
(chip)

BUGÜN DEĞİL YARINSIN SEN

.
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum.
Ulaşılmaz oldun hep; dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni,
Payıma düşen her şeyi erteledim.
Ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu.
Su olsan dokunduğumda bozulurdun, bozulmayan bir 'şey'din...

Gidilecek bir yer olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir 'şey'din...
Uykuda görülecek bir rüya olsa uyanırdım,
beni rüyamdan uyandırmayacak bir 'şey'din...
Simsiyah saçların olsun istiyorum, ama bahtın değil...
O gün seni gözlerinden, Anafatma'dan,
üç ırmağın birleştiği yerinden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir.
Düşün ki yılan dağından aşağı iniyoruz ve
dünyada sadece iki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz.
Öyle bir 'şey'sin sen...
Seni düşündükçe yoruluyorum desem dünyanın en büyük yalanı olur.
Yalanım yok...

Bu günden yarına ne kalır bilmem, ama sen kalırsın
tıpkı yatağı değişmeyen bir ırmak gibi...
Yaşadıklarımız azdı, zamana sığmadık yaşamak isterken her şeyi.
Bu gün şarkı söylüyorsam, o gün şarkı değil, şarkı gibi seni yaşamak isterim.
Halkıma benziyordun, bir yanın göç, bir yanın toprak kokuyordu hep.
Gezmediğim yerin kalmadı, bazen yasaklandın bana,
bazen suç gibi boynumda taşıdım seni.

Yedi telli sazımla bile tam anlatamadım.
Sen bir uçurum gülüydün, ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri döndüm.
Yasaların bile tanımlayamadığı bir 'şey'din sen.
Haritalara sığmazdın, her ülkede bir başka gülüyordun, uzundun, inceydin,
dokunduğumda nereli olduğumu seninle hatırlardım.
Bana hep kendimi hatırlatan bir 'şey'sin sen...
Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama bugün değil, yarın gibi bir 'şey'sin sen...

Bugün her şeyi değiştirmek için çabalarken,
sen değişmeyen olarak duruyorsun karşımda.
Kabul ediyorum. Dünyaya bu kalsın, ama sen bilme...
Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var?
Bir seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin.
Bilme!..

Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden.
Gecenin en karanlık yerindeyim,
bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan yine de istiyorum seni.
Sadece benim seni anladığım, kimsenin unutmamak için defterine not düşmediği,
ama hayatımda hep bir dipnot olarak kalan kendi yasaklarım gibi
unutmuyorum seni.

Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan.
Hepiniz gibi aynada saçlarımı taramak, "günaydın" der gibi sokağa fırlamak ve
şarkı söylemek istiyorum sana.

Adına aşk diyorlar, gelecek diyorlar... Bana yetmiyor.
Her şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum.
Bir başka dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur...

Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak, kim ne derse desin
geri dönecek yerim yok, bir kentin ortasında
çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da yine seviyorum seni.
Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum ...
(Alıntı)

Bir Sınav Daha Bitti!

Ben geldim! Zorlu ve o bir o kadar da heyecanlı (ne heyecan ama!!!) geçen bir sınavdan sonra memlekete kaçmıştım. İlaç gibi de geldi hani. Şİmdi de "şükür kavuşturana" dedim ve yazmaya başlayalım diyorum.
Hoş uykusuzum, yorgunum ama olsun, sınavı geçtiğimiz haberi geldi ya alayına bedel bu sıkıntıların!
Hayır anlamıyorum; neden bu memlekete gelince yorgunluk, kasavet çöküyor üstüme... Oysa memlekette (bkz: Gaziantep) cin gibiyim, duramıyorum yerimde... Neyse biliyoruz bilmesine de bilmezden geLiyoruz bakalım... :)
Şimdi sabah için hazırlık yapıp yatmak lazım.
Bekleme de kaL...

Sınava Gidiyorum!


Şu an saat 06.23, kaç saat oldu bilmiyorum, Perşembeydi ders çalışmaya başladığım, şu an Cuma sabahı; offf ben napmışım yav :)
Birazdan hiç uyumamış olarak takımları çekip sınava gidiyorum. İnşallah iyi geçer. Geçmek zorunda, başka şansım yok...
Allah'ım sen yardım et!
Rastgele!
(Bu kelimeyi de yıllardır çözemedim; "rasgele" mi yoksa "rastgele" mi?..[Sınavdan sonra onu da bir öğreneyim diyerek gidiyorum....]
DeLi...

Mynet Uçtu - Sınırsız Kota!

Türkiye'nin en büyük web sitelerinden biri olan, bana göre bu başarısını da e-posta sayesinde yakalayan mynet geçtiğimiz günlerde kotayı 5 Gb yapmıştı. Dosya deposunu da 250 Mb yapmıştı ki bu baya faydalı oldu. Tam tadını çıkarmaya başlamıştık ki Yahoo'nun kuruluşunun 10.Yılı dolayısıyla kotaları sınırsız yapacağı haberi geldi. Yahoo bunu yapmaya muvaffak olamadan mynet kotaları sınırsız yaptığını açıkladı. Mynet, Yahoo'nun yanında hala ufak bir rakip olsa da bu karşılıklı çekişmeler çok hoşuma gidiyor. Bu iş en çok da kullanıcılara yarıyor, seviyorum rekabeti. Bu işten kullanıcılar karlı çıkacak sonuçta...
Eklemeden geçmeyeceğim: Şu anda bana göre en iyi, en kullanışlı e-posta servisleri Gmail ve Yahoomail.


Dün, Bugün, Yarın

Yorumsuz:

Çok zaman önceydi.O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı;
ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları;
güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi.Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün
yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı .Ne yarın ne de dün!


(Alıntıdır)

ZORUNLU İHTİYAÇLARDAN ARTA KALAN YAŞAM

Zamanımız nasıl geçiyor, ömrümüz nasıl bitiyor, okuyunda görün :)

"Ortalama bir insan her gün yaşadığı 24 saatin aslında en fazla 18 saatini şuurlu olarak geçirir, geri kalan minimum 6 saatlik uykuda bilinci tamamen kapalıdır. Bu açıdan bakınca karşımıza şöyle çarpıcı bir rakam çıkar: Ortalama 60 senelik bir yaşamın en az 1/4'ü yani 15 senesi "bilinçsiz" olarak geçmektedir.



Bunun yanı sıra yaşamın ilk 5-10 yılı olan çocukluk dönemi de aynı şekilde şuursuz olarak geçmektedir.

Her gün kişisel bakım, temizlik, giyim, ev işi vs günde 2 saatten, ortalama 60 senelik bir yaşamda toplam 5 yıl sürer.

Her gün üç öğün yemek temin etme ve yeme günde 2 saatten yine 60 senelik bir yaşamda 5 yıl sürer.

Her gün trafikte geçen zaman ortalama 2 saatten yine 60 senelik bir yaşamda 5 yıl sürer.

Her gün iletişim ve haberleşme amacıyla geçirilen süre de yine 2 saattten 60 senelik bir yaşamda 5 yıl sürer.

Cumartesi-Pazar ve resmi tatil günleri, özel izinler hariç bir yılda 138 gün eder. Bu durumda bir yılda 227 iş günü kalır. Günde 8 saatten, 60 senelik yaşamda 12 yıl çalışarak geçmektedir.

Yani; 60 senelik yaşamın;
15 yılı uykuda + 10 yılı çocukluk + 5 yılı bakım yaparak + 5 yılı yemek yiyerek + 5 yılı trafikte + 5 yılı haberleşme trafiğinde +12 yılı da çalışarak = 57 yıl.

Bu toplama hastalıklarla geçen zaman dahil değildir. Bu durumda geriye sadece 3 yıl kalır. Düşünmek, araştırmak, akletmek, yaşamak ve kendimize ayıracak sadece ve sadece 3 yıl kalır!..."

Alıntı bir yazı.
Hadi şimdi zamanı daha iyi geçirmeye bakın. Giden bir daha gelmiyor. Hele de söz konusu "zaman" olunca...

Canım Sıkılıyor...

Hey gidinin blogu be, nasıl da yakıştı sana bu yeni arayüz. Artık daha da güzel görünüyon be, demek ki neymiş? "Çirkin kadın yok, bakımsız kadın var" :) Hadi yine iyisin, kafam güzeLdi de elden geçirdim seni, eskileri attık üstünden. Bugünden itibaren formatı da değişsek mi napsak? Habire yazılım vermekte bir yere kadar canım!..
Cuma günü sınavım var, zaten canım burnumda. Şimdi bir de senle uğraşmıyım, arada bir hasret gidermeye gelirim, sen efendi efendi blog arkadaşlarınla takılmaya devam et. Şu sınav bitsin, sana da bir ayar çekeriz:)
Of ulan of! Nereye kadar çalış?..Söylesene be, nereye kadar bu hayat?...

Şarkı isimlerini alt alta okuyun...

Şarkı isimlerini alt alta okuyun...

yıldız tilbe - seni o sanmıstım
hande yener - üzgünüm o kadın ben degilim
çelik - afedersin
izel - eyvallah


*****

berksan - öpüşelim mi
petek dinçöz - git işine
kenan doğulu - bir kereden hiçbirşey olmaz
gülben ergen - kandıramazsın beni

*****

çelik - benimle evlenir misin
kayahan - neden olmasın
gülben ergen - teşekkür ederim
tan - rica ederim

*****

bomb - sen hiç sevdin mi
hülya avşar - sevdim
tarkan - kimdi
kutsi - sana ne
ibrahim tatlıses - haydi söyle
sezen aksu - adı bende saklı
ebru gündeş - erkeksen söyle
seda sayan - o kendini biliyor
özcan deniz - yalvarırım

*****

ibrahim tatlıses - sabuha
a. nur yengi - ay inanmıyorum
ajda pekkan - o benim dünyam
petek dinçöz - zevksiz sende

*****

dj yılmaz - bir kere versen nolur yani
kenan doğulu - olmaz
candan erçetin - neden
yıldız tilbe - arkadaşımın aşkısın
gülşen - canın saolsun

Hayat Bir Oyun, Sen Bu Oyunu Nasıl Oynuyorsun?

9'dan Geri Sayım


Eğer "9" canlı olsaydın bile
En çok "8" kez kaçabilirdin ölümden
Bil ki "7" düvele sultan olsan dahi
Yerin "6" mekan olacak sana
En fazla "5" metre kumaş götürebileceksin
Kapatacaksın "4" açsan da gözünü
Bu dünya "3" günlük dünya
Azrail’in yanında "2" kat olup yalvarsan da nafile
Elbet "1" gün öleceksin
İşte o zaman her şey 0’ dan başlayacak…

(Alıntı)

Uçurumun Kenarındayım Hızır

Gülce adında bir şiir var, uzun zaman önce dinletmiştim. Hani "uçurumun kenarındayım hızır, divan hazır, ferman hazır, kalem hazır..." diyordu...hani benim için çok değerli olan...Hah işte o şiir, bir resim buldum, o şiire ve bana çok uygun bir resim. (Bir blogcunun blogunda ama adını unuttum, sahibinden şimdiden özür diliyorum.)
Yorumsuz...


Hoax (Asılsız) E-Postalar

İnternette her yazılana da inanmamak gerektiği, aşağıdaki yazıda çok güzel açıklanmış.

Ben bu konuyu e-posta grubumdan gelen bir iletide buldum, ve tam anlamıyla uyuz olduğum, sinir olduğum bir sorun olduğu için hiç el bile sürmeden aynen yayınlıyorum. Bana bu tür e-postalar geldiğinde yedi sülalesine rahmet okuyasım geliyor ama delikanlılığa sığmıyor işte. O yüzden aman gözünüzü seveyim; yollamayın bana bu tür şeyler…Siz de inanmayın bu tür safsatalara...

Hoax nedir?

Hoax, birisinin milleti korkutmak ya da eğlenmek amacıyla yazdığı uydurma bir hikâyedir.
Bunların birçoğu İngilizce olarak doğarlar, “akıllının biri” oturur tercüme eder ve Türkiye’ye yayar.
Bu gibi e-mailler herkesin hem vaktini alir, hem de luzumsuz yere sistem kaynaklarını israf ederler.
(Hatta tehlikeli bile olabilirler — KFC hakkındaki uydurma hikaye yüzünden insanlar KFC’nin önünde gösteri yapmışlar:)
• Hoax (sahte) mesajları anlamanın birkaç yolu
• “İstanbul’da falancanın başına gelmiş” türünden kontrolü yapılamayacak isimler,
• “Sahte otoritenin sesi: “CNN de yayınlandı” yada ” Microsoft uyarıyor” türünden
normalde virus uyarısı yapmayan şirketlerin sözlerini içermesi.
• Gerçek virus/worm uyarıları için: www.symantec.com yada www.mcafee.com ya bakabilirsiniz..
• “Tanidığınız herkese gönderin!!” lafı.
Viruslerden korunmanin yegane yolu, falanca mesaji açmamak degil, iyi bir antivirus
programi kurmak, ve bu programin surekli guncel kalmasi icin update lerini uygulamaktir.
Sık Rastlanan Bazı Asılsız Hikayeler:
• 1000 kisiye gonderirseniz, microsoft/disney/ibm/falanca size bedava bir tatil/uçak/yazılım/vs. gönderecek! (Halbuki email sayacak bir teknoloji dünyada yok)
• “uyandigimda buz dolu bir kuvetin icindeydim, ve bobreğim yerinde yoktu!!” (Herhangi bir yerde olduğuna dair bir kanıt yok)
• Uzerine oturunca bir acı hissettim, iğnenin yanindaki kagitta “AIDS’liler arasina hos geldin!” yaziyordu. (Asılsız)
• Yeni Türk Lirasinin uzerinde ” Republic of Turkey” yazacak! (Yok canım, bak - yazmıyor.) Bu pulların uzerindeki LSD, yalayanları LSD bagimlisi yapıyor! (Asılsız)
• Falanca kuruluşun dedigine gore, yalniz basiniza kalp krizi gecirirseniz, sunlari yapın. (Falanca kuruluş tarafından bol miktarda yalanlandı.O dedikleri şey, sadece çok özel bir durum içinmiş, ve onun yerine yere uzanmak daha iyiymiş)
Plastikler isitilinca/sogutulunca kanser yapiyor! (Asılsız)
• Basliginda “good times/vacation/ben saftirikim/vs” yazan hiçbir emaili açmayin! (Asılsız)
• Bu mektubu 10 kisiye gondermezseniz suratinizda sivilceler çikar/basiniza kötü şeyler gelir/köpeğiniz evden kaçar/vs! (Eskiden postayla gelirdi saadet zinciri mesajları. Şimdi modern teknolojiye geçtiler)
• Falanca hastanede yatmakta olan kanser hastasi kız/kalp hastası oğlana kartpostal/email/vs gönderin.(Son 10 senedir falan yatıyor herhalde hastanede!.Aynı email dolaşıp duruyor da.)
• Deodorantlar kanser yapar! (Kullanmamak ise çevredekileri.. Iyyk:)
• Aspartame de kanser yapar! (Hayır ama sakarin, normal dozun 3000 misli verildiğinde farelerde kanser yapmış hakkaten.Ama o kadar sakarin içerseniz herhalde kanser yerine başka birşeyden ölürsünüz!)
• Hatta, asagidaki maddelerin hepsi kanser yapar (E001, E002, E003.. akliniza gelen her rakami ekleyebilirsiniz)
• Neiman-Marcus Kurabiyesi! (Neumann-Marcus sitesi yalanlıyor. Ama tarif lezzetli!)
• Kuran’da ikiz kuleler saldirisi yaziliydi! (Sanmıyorum)
• Haa, Helyum da kanser yapar! (Hayır ama gazı içinize çekerseniz, bir süre donald duck gibi konuşabilirsiniz. Deneyin matraktır !)
• Windows aletinizde virus var; hemen sulfnbk.exe dosyasini silin! (Onu silin, windows gümlesin. Aslında bir sistem dosyasının ismi)
• Hastaneler birlesmis, ortak bir 444-0911 numarasi edinmisler. (Özel bir şirketin numarası bu halbuki)
• “Bu e-mail size sans getirmesi icin gonderilmistir.”
• (Peki, teşekkür ederim. Hem bilgisayar hem batıl itikat aynı anda olabilir mi?:)
• KFC (Kentucky Fried Chicken) garip tavuklar üretiyormuş(Asılsız hikaye - resimleri gösterilen tavuklar doğal ve nadir bir tür - tüysüz!) !
MSN parali olacakmis, bunu 18 kisiye yollayin, yeşil adam mavi olacak. (Yok canım daha neler) - En uyuz olduğum da bu msn paralı olacak muhabbeti

..vs..vs.. yeni bir hikaye gelirse, bana da bildirir misiniz? Listeme ekleyeyim…

Hadi kalın sağlıcakla:)